Eden, Kendine Eder!

0 yorum 0 yorum Okunma Sayısı: 172 4 Nis 2009

İnsan, başıboş olarak yaratılmamıştır. Her yaptığının hesabını verecektir. Bunun için kişinin, yaptığı her işi, her davranışı iyi hesap etmesi, iyi araştırması gerekir. Yapılan hareketin, başkasına bir zararı var mıdır, kul hakkı geçiyor mudur, geçmiyor mudur iyi düşünmek lazımdır. İşin aslını iyi bilmeden alelacele karar vermek, insanı yanıltabilir, hata yapmasına sebep olabilir.

Kişi, ana-babasına nasıl muamele ederse, çocukları da ona öyle muamele ederler. “Eden bulur.”, “Ne ekersen onu biçersin” gibi güzel ata sözlerimiz vardır. Vaktiyle bir kimse, babasını dövmeye kalkar. Etraftan yetişenler;
-Bu ne hal, utanmıyor musun, insan hiç babasını döver mi, diye o kimseye bağırırlar ve babasını elinden kurtarmaya çalışırlar. Fakat dövülen şahıs, onlara dönüp o perişan haliyle;
-Bırakın! Ben de burada babamı döverdim. Şimdi de aynı yerde evladım beni dövüyor. Onun suçu yok. Ben kendi yaptığımın cezasını çekiyorum der.

“Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz”, “Rüzgar eken fırtına biçer”, “Zulüm payidar olmaz” gibi yapılan iyiliklerin, kötülüklerin dünyada veya ahirette mutlaka bir karşılığının olacağını bildiren birçok atasözü vardır. Bunları unutmamak gerekir.

Lokman Hakim hazretleri oğluna hitaben buyurdu ki:
“Ey oğlum! Merhamet eden merhamet bulur. Sükut eden selamete erer, hayır söyleyen kâr eder, kötü konuşan günahkâr olur, diline hakim olmayan pişman olur.”

İyilik eden iyilik, kötülük eden de kötülük bulur. İyilik edene, mal ile, hizmet ile karşılığı yapılır. Bunu yapamayan, teşekkür ve dua eder. Yapılan iyiliklere karşılık yapmayanın, başına kakılır, kötülenir, incitilir. Çünkü, iyiliğe karşı iyilik yapmak, insanlık vazifesidir. Errahman suresinin 60. âyet-i kerimesinde mealen; (İyiliğin karşılığı, ancak iyilik olur) buyuruldu.

Enbiya suresinin 47. âyet-i kerimesinde mealen buyuruldu ki:
(Kıyamet günü adalet ölçüsünü ortaya koyarız. Kimseye bir zulüm yapılmaz. Hardal danesi kadar iyilik eden karşılığına kavuşur.)

Zilzal suresinin 7. âyet-i kerimesinde de mealen; (Zerre miktarı iyilik yapan onun karşılığını bulur) buyurulmaktadır.

Abdülehad Serhendi hazretleri, nasihat isteyen talebesine hitaben; “Allahü teâlâ hazır ve nazırdır. Her işini görmekte, her yaptığını bilmektedir. O halde bilerek, anlayarak söyle. Bilerek anlayarak dinle. Bilerek anlayarak iş yap. Bilerek dur, bilerek yürü. Kısaca bugün öyle ol ki, yarın mahcub olmayasın. Birkaç gece rahatsız ol da, sonsuz rahata kavuş” buyurmuştur.

Muhammed Murad Efendi buyurdu ki:
“Kişi, kendine her ne muamele yapılırsa, başkasına da o muameleyi yapmalıdır. Bu nasihati kabul eden kimse, dünya ve ahirette selamet bulur.”

Abdullah bin Muhammed Bekri hazretleri şöyle anlatır:
“İmam-ı Şafii hazretleri ile Bağdat’ta nehir kenarında oturuyorduk. Bir genç gelip abdest almaya başladı. Fakat abdesti yanlış aldı. İmam-ı Şafii hazretleri o gence;
-Abdesti tam al. Allahü teâlâ sana dünya ve ahiret saadeti versin buyurdu. Genç tekrar abdest alıp, yanımıza geldi ve;
-Bana nasihat eder misiniz, bilmediklerimi öğretir misiniz deyince, İmam-ı Şafii hazretleri o genci kırmayıp buyurdu ki:
-Allahü teâlâyı bilen, kurtuluş bulur. Dininde titizlik gösteren, kötülüklerden kurtulur. Nefsini ıslah eden, saadete kavuşur. Genç;
-Biraz daha nasihat eder misiniz deyince, tekrar buyurdu ki:
-Kim şu üç şeyi yaparsa imanı kâmil olur:
1-Allahü teâlânın emirlerini yapmak ve yaymak.
2-Allahü teâlânın yasaklarını yapmamak ve yapılmaması için uğraşmak.
3-Her işinde Allahü teâlânın dinde bildirdiği hudutlar içinde bulunmak.”

Netice olarak atalarımız, “Çalma elin kapısını, çalarlar kapını” demişlerdir. “Eden bulur” sözü de bu manayı işaret eder. Büyüklüğün şanı, sana yapana aynısını yapmak olmayıp, onu affetmek, geçmişteki olaylardan ibret almak ve hiç kimseyi incitmemektir. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(En kıymetli amel, elinden ve dilinden kimsenin incinmemesidir.)

Bu konunun orjinaline BURADAN ulaşabilirsiniz.

Etiketler:
İsim (GEREKLİ)

E-Posta (GEREKLİ-GÖRÜNMEZ)

WEB

Mesajınız